14 Ocak 2008 Pazartesi

.deneme ?

sorun bizde mi yoksa blogger yazar panelinde mi diye bildiğin deneme..

bilmiyordum : la sesi istiyorsak ahizeyi kaldırmamızın yeterli olduğunu. nice virtüöz abiler kulağına telefon alıp akort ediyorlarmış gitarlarını, trombonlarını..

haa siz şimdi "ne alaka" falan diyeceksiniz. ne var kardeşim kötü mü oldu öğrendinde, kolunda altın bilezik olsun..

peace! love! god save the queen ^^

16 Eylül 2007 Pazar

.msn messenger 7.5 sürümünü 8.0 live messenger'a güncelleme dayatması

messenger'dan sorumlu microserf'lerin aldığı karara göre vista ve xp kullanıcıları msn messenger 7.5'larını windows live messenger 8.1.0178'e / windows 9x ve 2k kullanıcıları msn messenger 7.0.0820'a güncellemek zorunda bırakıldı aksi takdirde messenger hizmetinden yararlanamıyorlar.

benim gibi msn messenger 7.5 kullanan ve 8.0'a "terfi etmek" istemeyen kullanıcılar için çözüm yolları şöyle;

1) msn messnger 7.5'in klasörüne gidin (genellikle C:\Program Files) msnmsgr.exe yi seçin ve sağ tıklayın. açılan menüde özellikleri takip edin ve "uyumluluk" sekmesine gidin "bu programı aşağıdaki uyumlulukta çalıştır"ı aktif hale getirin ve açılır menüden windows 2000'i seçin. msn client'ı başlangıçta kısa bir tamir işlemine girişebilir ama sonra herşey normale dönecek. en ağrısız çözüm bu şimdilik.


2) bir hex editör edinin. resource hacker'ı önerebilirim. msnmsgr.exe yi hex editörünüz ile açın ve versiyonunuzu aratın ( örnek : 7.5.0324 ). sonra her buluduğunuz "7.5.0324"ü düzenleyerek "8.5.0324" yapın. böylece messenger başlarken güncelleme isteminde bulunmayacaktır.

03 Eylül 2007 Pazartesi

yanlışlıklar komedyası

yürüdük, bağırık, çağırdık, ahladık , vahladık. sonuç olarak ne oldu 11. cumhurbaşkanı güllerin içinden geldi. hepimiz sus pus olduk. adamlar yaptılar mı yaptılar. hepimizin gözünün içine baka baka devletin tüm kıdemlerini bir nevi suçlular cennetine çevirdiler mi eh onu da yaptılar. peki şimdi ne olacak bir de referandum deniliyor ''cumhurbaşkanını halk seçecek''. ama meclis gerekli gerekli düzenlemeleri yapamadığı için bir karambol sonucu artık iki tane 11.cumhurbaşkanı olacak lafı ortalarda dolanmaya başladı. türkiyem bir yanlışlıklar komedyasının sahnesi haline geldi. Bir deve misali ''nerem doğru ki'' sorunsalı...

18 Ağustos 2007 Cumartesi

.metafor

17 Ağustos 2007 Cuma

evden haberler

Hayatta hiç bir şeye gülmedim anneme güldüğüm kadar. Hayır daha fazla gülemem dediğimde hep daha ileri taşıdı çıtasını. Bir nevi ben bir daha güldürene kadar en komiği bu durumu. An itibariyle annem evin içinde ''Romeo Romeo...'' diyerek şarksını bitirdi ve bizi yerlere yatırdı. Hande Yener'e mi kızayım Shakespeare ' e mi üzüleyim yoksa anneme mi güleyim çok şıklı sorusunda ben son şıkkı seçtim. NUHahaha

15 Ağustos 2007 Çarşamba

.sibernetik

üç kere üç dokuz ederbilirsin
birin karesi birdir
kare kökü de bilirsin
“mutlu aşk yoktur”bilirsin….

ama baharda ya da dışarda
sonsuz gögün altında
aşkın aşkla çarpımı
nedendir bilinmez
garip bir biçimde
hep sonsuzdur…

kare kötü de yoktur…

(bkz. turgut uyar)

11 Ocak 2007 Perşembe

prestij

uzun süre eve tıkılı kaldıktan sonra nihayet dışarı çıkma imkanı buldum ve deli gibi ondan da yiyeceğim bunu da yapacağım şunuda edeceğim tarzı sosyal hayata saldırdım.neyse baya düşündükten sonra kardeşimin de tavsiyesiyle prstije gittik. gitmeyi düşünen varsa ve ilüzyonisti izlemediyse gönül rahatlığıyla tavsiye ederim lakin ilüzyonisti izlediyseniz yanına bile yaklaşmayın sıkıntı dolu bir ilk yarı geçirirsiniz. film ise ilk uygulandığında çekici gelen ancak artık her filmde kullanıldığı için artık bunaltı getiren ''abi şimdi sahneleri çekiyoruz nasıl çektiysek montaja o sırayla veriyoruz böylece düzenizlik içinde düzen yaratmış imajı verip maliyeti yarıya indiriyoruz canım abicim ' mantığıyla çekilmiş.hiç unutmam bir arkadaşım ''insanlar anlamadığı filme mecbur güzel dicek' demişti bir nevi kralın giydiğini akıllılar görür durumu.nitekim fight club bir bir numaralı örnektir bakınız herkes hayranıdır (hayran olunacak bir film olmadığından değil lakin hayran kitlesinin daha sınırlı olmasını gerektirecek zeka düzeyi isteyen bir film olduğundan herkes hayranıdır durumu bana saçma gelmektedir)neyse uzatmayalım ben evimde film izleywyim diyorsanız ve seçeneğinizde varsa ilüzyonisti alıp izleyin.yok efendim ben prestijide merak ediyorum diyorsanız önce prestiji sonra ilüzyonisti izleyin böylece edward norton un mükemmelliğiyle baş başa kalırsınız .son olarak benden duymuş olmayın ama kral çıplak...

04 Ocak 2007 Perşembe


bizim evde enteresan ne varsa ya benden kaynaklıdır ya da babamın müşterilerinden geçen sene rus kuzenimin zırlamaları eşliğinde yeni yıl ağacımızı süslemiştik ve o ruyaya dönerken 'aman aman sende kalsın ağlama olm! ne olur ağlama hepsi senin ' serzenişleriyle ağacımzıda göndermiştik.bu yeni yıl bizim için tatsız ve tuzsuz hastalıklı geçti ama minicik kucucuk cici ağacımız babamın müşterilerinden biri tarafından hediye edildi ve işte yıl başına bizim yaklaşımımız.hea bu arada üstündeki süsler canlar yakıyor yahu

17 Aralık 2006 Pazar

.bokunu çıkarmak

05 Aralık 2006 Salı

yaşamda soluksuz

Yaşamda soluksuz nefessiz kaldım derken bazen nefesini kesenin öz bünyen olduğunu bir anda idrak etmek şok etkisi yaratıyor insan üstüne . Ben öyleyim ben şöyleyim ben böyleyim derken yahu ben öyle de değilmişim ben şöylede değilmişim ya böylede değilmişim deyip kendini etrafta bir koltuğa yerleştirememek aslında tüm dünyayı durduruyor etrafınızda .Nasıl farkına varıldı ... Geçen günlerde derslerimizin birine ŞEhmus hoca bir buket yaprak ile geldi. Her birini teker teker kaldırıp bunlar ne yaprağı dedi 40 kişilki sınıfta iki üç tanesini bilebildik topu topu oda nedir roka cart curt ancak içki sofrasına meze olabilecek şeyler. İşin fenası o yapraklar her zaman göremeyeceğimiz ,seraların en özel yerlerinde yetiştirilen bitkilerin çiçeklerin yaprakları değildi.'' Oha felan oluyorum şu binanaın orta bahçesi yakıyor ortalığı'' diye bahsedilen mimarlık binasının bahçesinden alınmış yapraklardı .

Biz sorularımızı ne zaman kaybetmeye başladık ? Ne zaman vaktimiz b,sorularımızı soramayacak kadar değerli oldu .Uytulyoruz sürekli ninniler dinletiliyor kulalkarımıza annemizin kollarında yumuşacık yataklarda biz dinlenirlken hayatımızı giderek boş ve anlamsız hale dönderiyoruz .Buraya protest geyikler merası diyoruz (with respect to pA)önce geyikologları sonra meryı ele alma zamanı daha iyilerini yapmak için önce elimizdekini düzeltme zamanı

.olay nedir birader?

geyikoloji aktivitesini toplumsal duyarlılık babında yaptığım birkaç copy&paste ile herkes sessizken taze mi tutmaktı amacım, yoksa bittiğinin fotoğrafını çekmek mi.. Bilmiyorum..

Papa geldi, gitti, Flash Tv nin güzide jr.reha muhtar – the enkır men’i tüm dünya ile taşak geçer moda kelimeyi şehadet getirdi ve “papayı bunu tekrarlayıp Müslüman olmaya davet ediyorum” dedi.. Biz sustuk...

AB dediğimiz şeyin Türkiye’yi oyalamaktan daha da komplike bir aktivite olduğu yanlışlıkla ya da bilerek bi yerlerde rahat rahat anlatılır oldu.. Tayyip in AKP büyük kongresine özellikle davet ettiği Almanya başbakanı Angela Merkel, bu davete gönderdiği mesajda AKP nin AB yolunda Türkiye’nin itici gücü olduğunu söylerken 2 hafta sonra Türkiye’ye imtiyazlı ortaklığın “şart” olduğunu dile getirir oldu.. Biz sustuk..

gnctrkcll pazartesi ve perşembeleri bir sinema bileti alana bir sinema bileti bedava vermeye başladı, arkadaşlarımızla sinemaya da gittik… Tamam, sinema’da konuşulmaz, ama biz çıktıktan sonra da sustuk!

gnctrkcll güzel kampanyası ile İstiklal’deki bütün marji-komünist tayfasını kasalarının önünde sıraya soktu, sadece gülmekle yetindik.. Hatta ağzımızı bile kapadık ses çıkarmamak için!

İki tek attıktan sonra bile buralara uğramaz olduk, elimizin kalemi unutmasına vesile olduk..

“Üç-beş ay önce bu ülke böyle gitmez, bu düzen böyle yürümez!” nidalarıyla inleyen geyikoloji yavaş yavaş düzenin, sessizliğin bi parçası oluverdi. Başta itü olmak üzere ülkedeki miskinliğin, sessizliğin farkındalığa dönüşmesi için bişiler yapmalıyız, yazmalıyız dedik.. Sessiz kaldık.. İTÜ den “hayat” a vakit kalmıyor dedik, halbuki hayat bu idi zaten.. O vaktimizi alıyor, bu vaktimizi alıyor dedik, aslında yürürken ondört açılmış gözlerimizi kapatmaya yardımcı olmaktan başka amacı yoktu bu cümlenin..

Aramızda birileri hadi şu siteyi bi elden geçirelim dedi.. Biz sustuk.. (bazıları sustu,tarih değişti,şu oldu bu oldu demiyorum; çünkü biz hep “biz” idik zaten..

Doğrudur, gerek iç işleyiş açısından, gerekse profesyönellik açısından geyikoloji de önceden beri varolan sorunlar artık bazı şeylere engeldi. Ama elimizdekini tamir etmek yerine kaldırıp atmayı tercih ettik ne yazık ki..

İnsanın elini attığı yerde tek amacı öss de derece yapmak olan, hala öss de çıkmış soruları tartışan; geleceğin mühendis adayı olarak Leonardo da Vinci’den bihaber olan, kitap okumayı, ülke, toplum meseleleriyle ilgilenmeyi bir boş zaman geçirgeci (çoğu zaman boşzamanlarını yonja da harcarlar bu tip insanlar) olarak algılayan insanlardan SIKILDIM… Kendimi, kimsesiz ve erken unutulmuş hisseden geyikoloji ye bakmak zorunda, yazmak zorunda hissettim.. Zaten hiç gitmemiş o güdüyle.. Bize “insan” ı anlatacak içimizdeki çocuğa sarılmak zorunda hissettim.. Sanırım bu his artık açığa çıkarken eskisinden daha da uzun saatler harcatacak kalem elimizde.. bize..

Velhasıl,

nasıl diyorlar; “biz daha iyisini yapana kadar en iyisi bu”.

show must go on!